Rehberlik Yazıları

Çocuklarda Değerler Eğitimi

Hayat bir ekip işidir, bu yerçekimi gibi bir gerçektir. Ailede iş yerinde, kaldırımda, trafikte ve toplumda sadece ben diyenler, sağlıksız bir ortam yaratırlar bu bir gerçek. Trafikte; sadece ben diyenlerin coğunlukta olduğu bir toplumda, çok fazla trafik kazası olur can ve mal kaybı yaşanır. Bu sebeple, biiz kavramı üzerinde her zaman aile içerisinde ve bulunduğumuz arkadaşlık ilişkilerinde de önemle durmalıyız. Örneğin; evine girince ayakkabısını çıkartıp terliğini giyen bir insan, eğer ki mahallesinde sokakta, sahilde yediği muzun kabuğunu rahatlıkla kaldırıma atıyorsa, orda biz değeri yoktur. Evinde biz diyebilen bir kişinin mahallede de biz diyebilmelisi gerektiğini çocuklarımıza örnekler ile anlatmalıyız. Şimdi, çocuklara değerlerimizi öğretebilme hususunda, ikinci üzerinde durulması gereken konu ise, biz olmanın temel değerinin halden anlamak olduğunu izah etmektir. Çocuklarınıza halden anlamak ile ilgili sorular sorun ve şu soruları kendisine sormasını isteyin, yaşlıların halini anlayabiliyor muyum? Aç olanın halinden anlayabiliyor muyum? onlar için ne yapıyorum veya ne yapmıyorum sorularına cevaplar, son derece önemlidir. Çocuğunuza şu kuralı muhakkak söyleyin: Ben diyenleri toplumda her zaman sorun yaratır. Bu sebeple, ben değil biz demesi gerektiğini, değerlerimizi ancak bu şekilde koruyabileceğini ifade edin. Bu sebeple, ailede huzur, güven, mutluluk ve değerlerimiz ile yaşamak istiyorsak, aile değerlerimizi ve toplumsal değerlerimizi çocuklarımıza öğretmemiz gerekir. Çocuklar, nasihatla değil, görerek değerleri öğrenmeli. Örnek vermek gerekirse; Otobüs boş ve çocuğunuzu yan koltuğa oturtturunuz, zaman geçtikçe otobüs doldu ve bir yaşlı ayakta kaldı ve kimse yer vermiyor. Çocuğunuza dönerek, hadi gel annecim kucağıma, bak yaşlı amca ayakta kaldı, ona yardımcı olalım” derseniz ve oturan yaşlı beyin de hem anneye hem de cocuğa teşekkür etmesi halinde, çocuk bu davranışı nasihat ile değil, görerek öğrenmiş olur. Ancak, kalkmak istemeyen çocuklar, ağlamaya başlayan çocuklar olabilir. Bir evebeyn olarak çocuğumuzu sakinleştiremiyor isek, bulunduğumuz taşıttan inerek, çözümü sağlamış olmayız. İndiğimizde sakin bir yere geçerek; çocuğumuzun göz hisasına gelerek, bu davranışı sebebi ile kızmak yerine ona bu konuda hakkında düşüncelerimizi söylememiz gerekir. Düşüncelerimizi ise şöyle ifade edebiliriz :” Oğlum/kızım ; Asık suratlı, bıkkın, kaygılı öfkeli insanlar arasında mı yaşamak istiyorsun? Yoksa birbirine saygılı, nazik güleryüzlü insalar arasında mı yaşamak istersin? Senin çocuğun olsa hangisinde yaşamasını isterdin? Dikkat et, biz yaşlılara, muhtaç olanlara ve hamilelere nazik davranan, otobüste yer veren bir aileyiz. Eğer az önceki gibi bir daha bunu kabul etmezsen, beni hayal kırıklığına uğratacaksın. Şimdi gelen otobüse bineceğiz ve evimize gideceğiz. Yüksek ihtimalle, biz ayakta gideceğiz ve sen o durumda olacaksın ve bunu lütfen hiç unutma. “ diyerek çocuğunuza yaptığı davranışın yanlış olduğunu, toplumda ben değil, bizin insanlara faydalı olduğunu anlatmak gerekir. Unutmayın ki, nasıl bir toplumda yaşamak istediğimizin anahtarı bizde. Biz çocuklarımızı değerlerimizi öğretirken, onları mecbur bırakarak, kızarak ya da baskı yaparak hiçbirşey elde edemeyeceğimizi bilmeliyiz. Nasihat etmek yerine, birebir uygulamalı olarak, çocuklarımıza değerlerimizi kolayca öğretebiliriz.

Kaynak: ozelokulrehberim.com